02-04-2025
Ramazanlı bir ömür geçirmek
Bir Ramazan ayını daha geride bırakıyoruz. Kur’an-ı Kerim’in nazil olduğu, Hz. Muhammed (s.a.s.)’e peygamberliğin verildiği, insanlığın kötü gidişatının tersine döndüğü; on bir ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’i uğurlamanın hüznünü, oruçlarımızı tuttuğumuzdan dolayı bayramı hak etmiş olmanın sevincini yaşıyoruz.

Bir Ramazan ayını daha geride bırakıyoruz. Kur’an-ı Kerim’in nazil olduğu, Hz. Muhammed (s.a.s.)’e peygamberliğin verildiği, insanlığın kötü gidişatının tersine döndüğü; on bir ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’i uğurlamanın hüznünü, oruçlarımızı tuttuğumuzdan dolayı bayramı hak etmiş olmanın sevincini yaşıyoruz.
İnsanoğlu için hayat önemli olduğu gibi, bir yıl içerisinde Ramazan ayı da önemlidir. Çünkü ikisinin de bir başlangıcı ve sonu vardır. Ömrümüz her anıyla tükenip bizi ahirete yaklaştırdığı gibi Ramazan da bizi ahirete yani Rabbimize yaklaştırmaktadır. İnanan bir kul için önemli olan yaşamımıza Ramazanın o bereketini bütün ömrümüze yansıtabilmektir. Ramazan-ı şerifle yeniden hayat bulma, arınma mevsimi, tezkiye çalışması, kadir bilme ve Allah’a -en sevgiliye- varma vakti kazanılmıştır. Sevdiğimiz şeylerden vazgeçip en sevgiliye yolculuk olan Şehr-i Ramazan’da oruçtan, sahurdan, iftardan, teravihden bilhassa Kur’an’dan aldığımız o manevi atmosferi kendi iç dünyamızda yaşayarak tüm hayatımıza, evimize, şehrimize, memleketimize ve tüm İslam alemine hayır ve bereketiyle yansıması için ömür sermayemizi ibadetle geçirmemiz gerekir.
Küskünlüklerin olmadığı, huzur ve güvenin hakim olduğu ömürler Ramazan ayının semereleri ile imkan bulur. Ramazanda inen Kur’anın tüm hayatımıza inen, okunan, yaşanan, yaşatılan Kur’an olmalı, Ramazanda tuttuğumuz oruç, bizi tüm kötülüklerden, münkerlerden ve çirkin davranışlardan uzak tutan oruç olması gereklidir. Ramazanda öğrendiğimiz imsak, ömür boyu kötü davranışlardan uzak durmamızı öğretirken, iftar ise tüm hayırlı işleri açmayı aşılamalıdır. Verdiğimiz fıtır sadakası fıtrat temizliğine vesile olmalıdır. Hülasa biz Ramazanı tam manasıyla tutarsak, o da bizi hem dünyada hem de ahirette tüm tehlike ve kötülüklerden uzaklaştırır.
Ömür, doğum ile ölüm arasında geçen zaman dilimi olup, insanoğluna bahşedilen en büyük nimet ve paha biçilmez bir sermayedir. Bu kıymetli sermaye aldığımız her nefes, geçen her saniye, her saat, her gün, her ay ve her yıl güneşin karşısında eriyen buz misali devamlı eriyip tükenmektedir.
Şöyle bir hikaye anlatılmaktadır: Yaz sıcağında Bağdat sokaklarında buz satan biri olanca sesiyle şöyle bağırır: “Sermayesi erimekte olan bu zavallıya yardım edin! Satıcının Bu feryadı duyan büyük veli Cüneyd-i Bağdadî, olduğu yere çöker başını ellerinin arasına alıp düşünceye dalar. Yanında bulunan talebeleri telaşla, kendisine ne olduğunu sorduklarında, buz satan kişiyi işaret ederek, “Onun bu sözleri beni derinden sarstı, eriyenin yalnız buzlar değil, insan ömrünün olduğunu fark ettim. Yaz Sıcağının, adamın maddî sermayesi olan buzları eritip tükettiği gibi, zaman da bizim asıl sermayemiz olan ömrümüzü tüketiyor. Adamın buzlarının erimesine hayıflandığı kadar, ömrünün boşa tükenmesine karşı içi sızlamayanlara yazıklar olsun,” der.
Bizi yoktan var eden Rabbimiz, bizden zaman ve ömür sermayemizi ibadet ile ihya etmemizi emretmektedir. Özellikle mübarek üç aylarda... Bu üç aylardan da Ramazan ayında elde ettiğimiz manevi kazanımları bütün ömrümüze yayarak Allah’a olan bağımızı sağlamlaştırmamız gerekir.
Bizi ömür sermasi ile şereflendiren Allah Teâlâ, bu büyük sermayenin hayırlı alanlarda değerlendirilmesini istemektedir. Faydalı ve hayırlı alanlarda geçirilmeyen ömrün hesabının sorulacağı bilinmelidir. Uyarılarda bulunan Peygamberimiz (s.a.s.) bu noktaya dikkat çekmektedir: “Kıyâmet gününde bir insan, şu dört şeyden sorulmadıkça hiçbir yere gidemez: Ömrünü nerede tükettiğinden, gençliğini nasıl harcadığından, malını nereden kazanıp nereye sarf ettiğinden ve ilmiyle nasıl amel ettiğinden.” (Tirmizî,Kıyâmet 1)
Fırsat önümüzdedir. Ümrümüz tükenmeden, son nefesimizi Allah’a teslim etmeden kendimize gelelim. Bir defalığına kullanılmak üzere bize emanet verilmiş olan ömür sermayesini iyi değerlendirelim. Sorumluluğumuzu daima ön planda tutalım. Herkes huzur istiyor değil mi? İşte huzur Allah’ın yolundan gitmektir. “Kalpler ancak Allah’ı daima anmakla huzur bulur.” Ramazanlı bir ömür geçirmek dileğiyle, Ramazan Bayramınız mübarek olsun.