16-10-2024
Yel kayadan ne koparır ki!
Batı Trakya Türk Azınlığı, yıllardan bu yana bir hak mücadelesi sürdürüyor. Yıllarca vatandaşlık gibi en temel haklarından bile yoksun bırakılan azınlık insanı, Lozan Antlaşması ve diğer ikili anlaşmalardan kaynaklanan azınlık haklarının verilmesi için uğraşıyor.
Batı Trakya Türk Azınlığı, yıllardan bu yana bir hak mücadelesi sürdürüyor. Yıllarca vatandaşlık gibi en temel haklarından bile yoksun bırakılan azınlık insanı, Lozan Antlaşması ve diğer ikili anlaşmalardan kaynaklanan azınlık haklarının verilmesi için uğraşıyor.
Azınlığın etnik kimliği kabul edilmiyor, dini liderlerinin ve vakıf idarelerinin seçilmesine izin verilmiyor, azınlık eğitimi “yetersiz” yaftasıyla kötüleniyor, “yetersiz öğrenci” bahanesiyle kapanan okullarla sürekli kan kaybetmeye devam ediyor.
Azınlık; kurum ve kuruluşları, milletvekilleri, diğer seçilmiş temsilcileriyle tek bir sesle, ortak bir mücadeleyi yıllardan bu yana sürdürüyor.
Rodop PASOK – KİNAL milletvekili İlhan Ahmet’in, son dönemdeki çıkışlarıyla bu ortak ses ve hareketin dışında kalmayı tercih ettiği görülüyor. Yıllardır azınlık ileri gelenleri tarafından sürdürülen mücadeleye gölge düşüren, “pes” dedirten bir eksen kaymasından bahsediyoruz.
İlhan Ahmet’in, geçen cuma günü İskeçe’de Çınar Camiinde yaşanan provokasyon girişimi konusundaki yorumlarını dinleyince, insan ister istemez “Bu, azınlığın temsilcisi mi?” sorusunu yöneltiyor.
Meclis kanalının sabah programına katılan İlhan Ahmet’in bu konudaki açıklamalarını gözlerinizi kapatıp dinlemenizi tavsiye ederiz. Youtube’da mevcut. Bir azınlık milletvekili olduğuna inanmak için inanın bin şahit yetmez. Söylenenlerin, azınlık kurum ve kuruluşlarıyla ilgili Yunanlı siyasetçilerden duymaya alıştığımız söylemden hiçbir farkı yok.
Bakın; İlhan Ahmet, tayinlilerin camiye girme girişimine tepki gösteren azınlık kurum temsilcilerini “zorba” olarak tanımlıyor, bu eylemleri gerçekleştirenleri bölgede gerginlik yaratmayı hedefleyen insanlar olmakla suçluyor, planlı hareket ettikleri imasında bulunuyor, tayinlilerden, “yeni kanun gereği yapılacak seçimlere kadar görevde kalacak müftü naipleri” olarak bahsediyor, “her ülkede yasal düzenlemeler var, kimse istediğini yapamaz” uyarısında bulunuyor, tayinli müftü Cihat Halil’e fiziksel şiddet uygulandığını iddia ediyor, camide yaşananların çeşitli cezai suçlar içerdiğine işaret ediyor, Yunan hükümeti ve devletinin Trakya’da varlığının dinamik olmasını şart koşuyor, Türkiye’ye de “Trakya’daki kurumlara ve siyasi statüye saygı göster” diyor.
Ardından da bu tür davranışların azınlığa fayda sağlamadığının altını çiziyor.
Peki, azınlık insanı tayinli müftüyü, müftüsü olarak kabul ederse, kimliğini “Elen Müslüman” olarak değiştirirse, vakıfları nasıl yönetiliyorsa yönetilsin umurunda olmazsa, okullarına bir bir kilit vurup kapatırsa; bunlar mı ona fayda sağlayacak?
Demek ki, yıllardır azınlık mücadelesine gönül veren onca insan yanlış tarafta, yanlış yöntemlerle hakkını aramış. Batı Trakya Türk Azınlığını görmeyen, duymayan, dinlemeyen, tanımayan yönetimlere ve yönetim biçimlerine, politikalara eyvallah demekte fayda varmış!.. Fesüphanallah…